20 Aralık 2010 Pazartesi

'hiç'

eee madem o kadar 'hiç'ten bahsettik ; o zaman bakayım dedim google dan neymiş die . adımı ve soyadımı yazdığımda 44.400 sonuç bulurken 'hiç'te google ın bana sundukları 50.700.000! benden daha kaydadeğer olduğu kesin =) en azından benden daha çok çekmiş google ın ilgisini .
şu halde , az önce hiç likten duyduğum rahatsızlığı hemenceciiiik atıyorum bünyemden...

tamam , bitti .

içimde her yöne DÖNÜYOR !

bakınıyorum , evet evet tam tanım bu : bakınmak ... anlıyo muyum ; cık sanmıyorum. Şimdi bişiler oluyo ; kafa yormayı da bırakmşım evvelleden , besbelli . bakınıp takılıyorum sanırım ; bu aralar hayatım bundan ibaret . çoğu kez gözlerimi yummuş ; kulaklaırımı kapamış ; zihnimi tıkamış buluyorum kendimi . Bi zamanlar kitap okurdum ben ya , haberleri izler kafa patlatırdım . küçük sohbetlerle büyük işler çıkarır dünyayı kurtarırdım . Bi ara
nietzsche manyağıydım ben ; hani şu az önce nasıl yazıldığını bilemeyip google dan baktığım amca :S peh , schopenhauer severdim ; nereye gitti tüm bunlar ? Bi sabah kalktım ve  puff ... magazin programlarını da izlerdim ; onlar da gitti ... okan bayülgen falan ; nerde lan hepsi ? Oha ; hayata bak ... hepsi gitmiş ; yerlerine ne koydum ki ? düşündüm şu an , düşünoyurm .... hmmmmm.... hiiiç ! hiç bişi ! e napıyorum ben ; neden vazgeçtim ; bişi yapmıyodum önceden de tmm da e şimdi hepten 'hiç' olmuşum ; hobaaa =) oha lan şu an dank etti ; psikolojim bozuldu ; hiç likteyim , hiç olmak üzereyim ;anam !

9 Aralık 2010 Perşembe

hayat çok garip ya ; cidden... böle pamuk helvalar dönme dolaplar falan =) yani , gidiyosun eğleniyosun - yiyosun yaşıyosun falan =)

Öle sikik bi hayat benimki de ; hey yavrum hey ... kulağımda yabancı bi melodi ; zihnimde bana cidden yabancı düşünceler hobaaaa

30 Kasım 2010 Salı

O ZAMAN...

Bitsin ! En sevdiğim ... Kalp böle daha bi hızlı çarpıyo ; kan dolaşımı hızlanıyo - hissediyosun ... Sonra BOM!
Anlıyosun ki ; ondan değil saçılanlardan tüm bu biyolojik tepki ... Öle öle ; hiç boşuna bi tarafları kaldırmaya gerek yok ; hissedilen her şey - kalbimde ve zihnimde aslında küçük birer 'evet-hayır' ... Bişiler zırvalarım ; benim cevaplarım onda var mıdır ? Şimdiye kadar HAYIR . Sonrası ; cık sanmıyorum ...

29 Kasım 2010 Pazartesi

Dünya giderek garipleşiyo ya ; yeryüzü  hu huuuu bırakıp gidesim var - dı seni ama geçti =) Kalıp tadını çıkarıcam =)

26 Kasım 2010 Cuma

Çok mu ayıp hala mutluluk istemek ? Neyse ; zaten hiç halim yok ...

Saçma sapan haller  ya ; biriniz de göt çıkmayın abi ya biriniz ! Çok mu zor ?

Ben mi sağlıyorum ; kanınızda yok yani dimi ?

'Acı'dan bahsettim ; severim dedim ama hiç 'sen acıt' demedim  :S
Şimdi ; neyim - nerdeyim ?
İyice hoyratlaştım ; günden güne de hissizleşiyorum ... Çok değil bi kaç gün önce taktıklarım ; nerdesiniz ? Acıtmama hali ; 'acı' yı kaybedersem ne kalır benden geri...
Yalnızım ; etimle kemiğimle - ruhumla...

Ya zihnim ?

Onu neden bu kadar meşgul edersiniz ?
O halde küçük bi sır : Çoğu kez umursamam ya ; heh işte o iş öyle değil ;)

Böcek

Usulca verir misiniz
son nefesinizi
yolunu şaşırmasın
diye yastığınızda
gezinen
böceğe

?

19 Ekim 2010 Salı

Evcilleştik ve bitti özgürlük ...
Yaptıklarım ; şuursuzca sarfettiklerim ; sizi geri istiyorum ! Nedendir bilmem , umursuzca harcadıklarımı özler oldum son bir haftadır. Belki de gerçekten yalnız kalmaya yaklaştığım içindir ; ilerleyen zaman ilerlemeyen hayat - lar . 'lar' olamamak ; olmamayı dileyip olmayı ummak...

Çok değil , bi kaç dakika önce yine yaptım , yine haz aldım evet ama bişiler ters ... Şu an bunları yazmama sebep ... 

'ilkel umutlara safça yaslan ve düşlere dal ' ha ? Mümkündür ; yaptığımız pek mi farklı sanki  :S

GERÇEKTEN DE HAYATIN ANLAMI OLMASAYDI, VE BEN ANLAMSIZI SEÇMEK ZORUNDA OLSAYDIM, BENCE DE EN SEÇİLESİ ANLAMSIZLIK OLURDU BU.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Hayat Kül'ün Kuyruğu sanki :S

Şu aptal hayvan , aciz yaratık mı beni cezbeden ? Kıvrımları , salak suratı , sümüklü burnu ve yumuşak tüyleri ... Cidden güzel bi yüzü var ; fazla masum , çok saf ... Disco gibi değil , o her daim şaşkın ve cin bakışlı ! İşte budur tam da  dillendirmek istediğim , ben burda aptal aptal oturmuş zamanımı tüketirken onun umarsızca gelip bilgisayarla gövdem arasına sığışıp uyuma derdinde olması ! Sırf beni bu kadar takmadığı için  seviyorum bu hayvanı ve hapşuruyo şu an ! Endişe duyuyorum :S cidden... Ağladım ben bu hayvan için ya ; hayvan !

Asla hayvan sevmeyen ben ; içimdeki merhameti iyice diplere itmişken ne oldu da Kül'ü istedim bilmiyorum . Belki de artık 'endişelenmek' istediğimden ; artık o anki ruh halim bilemiycem .

Anladım ki , umursamazlık bende baştacı ... Dikkate almamak  ya da beni umursamamk değil ; ne dediğimi umursamamak . yok yok o da değil dur ; doğru cümle : beni umursamadan dilediğini yapmak ... Kül gibiyim ; karşısındakini umursamadan istediğini yapan ; sokulduğunda da sadece ve sadece kafası okşansın isteyen ... ama dilediğinde de tırnaklarını çıkarmaya hacet kalmadan çıkıp gidebilmek isteyen ...

Bence herkes böyle ; ben bazen dozu kaçırsam da ahhaha hadi bakalım ; işine gelen elime mum diksin =)

This Love

This love has taken its toll on me
She said Goodbye too many times before
And her heart is breaking in front of me
I have no choice cause I won't say goodbye anymore

I tried my best to feed her appetite
Keep her coming every night
So hard to keep her satisfied
Kept playing love like it was just a game
Pretending to feel the same
Then turn around and leave again

dımpırıtıstık


fena taktım bu aralar buna ; nedense sevdim yani kendisini güzel bi şey bence  =)

'Aldığımız her nefes bizi sürekli etkisi altında olduğumuz ölüme doğru çeker... Nihai olarak zafer ölümün olacaktır, çünkü doğumla birlikte ölüm zaten bizim kaderimiz olmuştur ve avını yutmadan önce onunla yalnızca kısa bir süre için oynar. Bununla birlikte, hayatımıza olabildiğince uzun bir süre için büyük bir ilgi ve özenle devam ederiz, tıpkı sonunda patlayacağından emin olsak da, olabildiğince uzun ve büyük bir sabun köpüğü üflememiz gibi.' - Arthur Schopenhauer

Hmmm ; şimdi ben bu sabun köpüğünü üflerken :


Sevgi mi istiyorum ? cık ; sanırım cidden gerek yok . sevildiğin zaman güvende hissediyosun ; bu ne kadar 'gerçek' yaşamamı sağlar ki  :S

Güven ? Pardon , o ne ?

Para ; cık ... zaten var :P

Özgürlük ? Cidden fazlası zarar ya ; kendimden biliyorum

Arkadaş , dost , aile ... Nedir abi , ne istiyorum ben !

ve bu güzel gecede , hava soğukken ve ben evime sığınmışken ; duman altı bi kırmızılıkta ben neden bunu sorguluyorum ?

Çözücem ; az kaldı ... o zaman haber edicem ...


Ama belki de sadece bi 'otoban' ; her şeyi çözebilir... 'ertelediğim' tek şey ; tek eylemim belki de tek devrimim ... sana gelsem , biter mi ?

Gelmiyorum ; bitmesin ...


ama yine de çözücem =)

24 Eylül 2010 Cuma

evimdeyim - düşünmüyorum - yaşıyorum - düşünüyorum - yazmıyorum ...

16 Eylül 2010 Perşembe

Kusucam , bööö

Midem fena bulanıyo , ah şu lanet alkol :/ içip içip sarhoş olmuyosun ama bütün biyolojik yükü çekiyosun. bari bi kaç tribe gidip tadını çıkarsam ama nerdeee ...
Neyse ; dün gece ilk bir buçuk şişe viski deneyimimi yaşadım ! İçmek için ne derdim var ne de tasam ; benimki dertsizlikte hocam ah ah =) Bi muhabbet de yoktu ha , ulen mal mal içmişiz apaçiler gibi =) ahahaha =) Kustum , midem hala bulanıyo , kusabilirm ...
İçtim , pişmanım . Bi daha yapmamayı düşünüyorum .

Dip not : Kurban olayım ben şaraba ya ; oh içiyosun içiyosun ne miden bulanıyo ne de kusuyosun ! valla temiz iş .

özetle ; beni sıkıştırıp durma hashüs ! Midem kötü , biyolojik reaksiyonlarım rahatsızlık verici ; yazmıycam bişi .

      - BİTTİ -

Ha bi de , baktım şimdi alkol kaynaklı mide bulantısı diye hiç bi tıbbı veriye ulaşamadım ; gayet lakayık bi şekilde forum yazıları sıralandı önüme . cık cık cık olmadı google , esefle kınadım seni şu an ! Hakkıyla yapamıyosan piyasada yer işgal etme ; lütfen .

14 Eylül 2010 Salı

başlıkmaşlıkyok

lover lover lover come backt to me , yes ı am lover lover lover come back to me ... kulakta leonard cohen'le geceye eşlik etmek gibisi yok ...

hı hı evet ; gece güzel tabi , en huzur bulduğum ama en de huzursuz olduğum :S

- evet ya hep boktan şeyler zaten ; siktir kızım ya hep boş şeylerle uğraşıyosun . bi doldur lan
 şu hayatını bi doldur zihihihi =)

hö ? salak ; nesi var. tamam istediğim kadar verimli geçmiyo olabilir ama düşünüyorum ! sende o da yok , bok ahhaa

-bunu dedin ezdin mi şimdi beni ? kikikiiiki düşünüyomuş ? ne düşünüyosun allahsen söle len ne he ?

şimdi burdan açıklamak istemiyorum , biliyosun planları aq ne zorluyosun ya !

- geeeç ; e başka =)

hmm ; şu an buna odaklı hissediyorum kendimi ama başka şeyler de var tabi. bu gün kendimi düşündüm yine ; kişiliksiz miyim yoksa çok kişilikli miyim die ? afalladım ; bulamadım len ben neyim  :D ahaha

-bi bok değilsin  ; ahhaha sorununda bu . aslında senin sorunun da yok len , kendini var sanıyosun ; aslında sen de yoksun ; varsan da boksun ! ahhaha ; len 21 yıldır tanıyorum seni , ne ara bu kadar kendini düşünür oldun sen ?

bilmiyorum ki ; üniversiteye gidince sanırım . evet evet öyle ; evet ya her şeyi kendi üzerimden anlatır hep kendimden pay biçer ya da çözmeye çalışır oldum :S

-bi bok yaptığında yok da işte öle dolanıyosun ortada ; iki kitap oh ne ala  kikikiiki ezdim seni farkında msın ? =) ahha farkedemezsin şimdi sen bi de ; malum hep ben eziyorum diye geziniyosun ya :D puahhaha

niye ya , eziyorum ama =) ahah biliyosun ; cahil cesareti , şuursuz özgüven . hepsi fazlasıyla mevcut !  ayrıca cidden eziyorum ; ezdirmeyin abi ! =)

11 Eylül 2010 Cumartesi

Ellerim morardı ; teşekkürler Kerem TUNÇERİ !

Dün pastamsı bişiler yapayım dedim , oburluk bu ya gecenin bi vakti kalktım işe koyuldum . Derince bi kaba ;
-şeker
-yağ
-un
-2 yumurta
-süt
-nescafe
-kakao
-yoğurt
-azıcık limon rendesi
-alabildiği kadar un

koydum , başladım karıştırmaya . Eksik var tabi ki , dolapta bulamadığım kabartma tozu. Önemsemedim ; alt tarafı kabarmaz diye düşündüm . Yani kabartma tozu , buncaaa malzeme koymuşken bi o yok diye kek keklikten çıkıcak değil ya ! Ben bu düşünceler eşliğinde karıştırdıkça karıştırdım muhteşem hamurumu , yağladığım tepsiye dikkatlice döktükten sonra önceden ısıtılmış fırına sürdüm . Bi yandan muzlu puding - dolapta muzlu vardı ; onu yaptım . başka bi anlam yüklemeyiniz - yaparken bi yandan da keki düşünüyorum , evet evet çok güzel olucak . Annemi eve geldiğinde harkulade bi pastamsıyla karşılıycam ! Neyse ; puding oldu , bi gözüm kekte . evet kabarmıyo ama sorun yok gibi ; yani kabarmadan da pişebilir bence . dakikalar ilerledikçe kek sararmaya , sararıp solmaya başladı . hala umutluydum ama ... yavaşça açtım fırını , elimdeki küçük çatalı bi umut batırdım keke ve pof ! hamurdu ; kenarları yanmaya başlamıştı ; sararmıştı  ama bildiğin lapaydı , hamurdu , yenmezdi . umursadım  mı , hayır =) hemen çıkardım ; bi bardak süte bi nescafeyi boca ettim ; boşalttım tepsiye . bunu yaparken nasıl bi şuursuzluk içindeydim , ne düşlemekteydim bilmiyorum . yumuşar ; nescafeyle pişer falan mı sandım acaba ? iyi de hamurdu ve fazlasıyla yumuşaktı zaten :S neyse...
yetti mi ; hayır tabiki de . tam gaz devam , tuttum pudingi de bu kekimsinin üzerine döktüm ; sanki cidden şahane bi kekim var ya güzelce yaydım , dolaba koydum. Sonrasında da cidden beklemeye başladım ! pastamsım donucaktı ve ben afiyetle yiycektim ! Dakikalarca bekledim , saate baka baka . arada gittim kontrol ettim ; ve donduğu an bi bıçak aldım , düzgünce kestim . bi servis tabağına güzelce yerleştirdim ve hemen tv karşısına kuruldum. bi çatal aldımm ... ve bıraktım ! cidden kötü olmuştu , iğrenç.. hiç bozuntuya vermedim ; kalktım mutfağa gittim . tabağı ve tepsiyi çöpe boşalttım . Bulaşıkları yıkadım ve hiç bi şey olmamış gibi tv karşısına tekrar geçtim . her ne yapmaktaysam devam ettim ...
bunları yaparken yalnızdım ; kendimi kandırmaktaydım . görüp görmezden geldim ; sadece pastamsı yapmak istemiştim ; yapmıştım da ! gerisi boştu ... sırf istedim diye yaptım , tadı ya da yenebilir olması umrumda değildi ... tüm evresini yaşamıştım yaparken , güzel bi kek yapsam da aynı evreler olucaktı . fazlasını yaşatmıştım hatta kendime : 'olucak mı' heyecanı ... üstelik bana yeni şeyler de öğretmişti ; mesela kabartma tozu meğer ne işlevselmiş . istersen dünyanın malzemesini koy , o yoksa kek de yok :S vay be , hala düşünüp şaşıyorum ; yani keki kek yapan aslında kabartma tozuymuş !

işte böyleyim , hayatımın özeti yapamadığım pastamsı keki ! bu kadar kör ; bu  kadar cahil ; dolaptan soda almıycak kadar dik başlı ve bildiğini okuyan bi tipim ...ha bi de kendini kandırmakta üstüne olmayan ;)

her daim ders alan ama her daim de aynı heycanı arayan ...

10 Eylül 2010 Cuma

Mumlar var ; mumları yak .

İzmir ; izbe şehir pırt ! ahaha seviyorum orayı ya ; büyük şehir seviyorum ben abi ! her an bi kaybolma duygusuyla dolanmak gibisi var mı ya ; peh ...Bi de buna yeni heycanlar katıyosan ,  yeni kişilikler - yeni bilinmezler . Bunca bilinmez arasında hala nasıl bu kadar rahat ve umursamaz dahası cesaretli oluyorum bilmiyorum :S cidden cahil cesareti ya ! e hayat monoton , renk katıyorum fena mı ya =)

Gittim , gezdim , gördüm , geldim ... Mesela ben en çok bi caddede boş boş dolanmayı severim ya ; böle umursızca bazen çarpa çarpa bazen sinerek ; buna deniz eşlik edince daha bi sevdim onu farkettim . Böle balonlar var ya denizde ; o gün vuran eden de yoktu ahah güldüm ona baya bi =) nedense ; sadece bi balon neden güldüysem ? Ha ; şeyi düşünmüştüm ; acaba bu ak saçlı ak sakallı amca tek tek üfleyerek mi şişirdi bunları yoksa bi makinası bi şeyi var ya onunla mı diye :S  yani üfleyerek şişrdiyse cidden emek işi yav ; geliyosun 'BaM' diye diğer gazlara karıştırıyosun adamın nefesini ; değer yani vericeksin parayı . ama yok makina yapıyosa o işi ; yok sevmem. kapitalizmin gözü kör olsun ! -adam da komik bi tipti ; tam türk ! nerde görsem 'bu bizden' derim yani , öle bi şekil  kikihkihkhi -

İlk tutkusunda kadın aşığını sever; ondan sonrakilerde ise sevdiği hep aşktır. -Byron
İzmir' e istinaden : Hep ilk tutkumu seviyorum ben; aşkla aram yok ;) öğrendim artık ...

8 Eylül 2010 Çarşamba

Hepsi geçiyo yaaa ... :S

noldu ?
yine hiç bişi ... sanırım bu 'cahilcesareti' hallenmelerine son vermem lazım ...

ya da keyfini sürmeliyim , bilemedim şimdi ...sonrasındaki hayal kırıklığı mı öncesindeki heycan mı daha cezbedici çözmem lazım ; şş hayal kurmuyorum ki :S elimde kalan sadece ve sadece  heycan mı yani =) yuppiii !

the end...

2 Eylül 2010 Perşembe

Ne var !?

'İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet'ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ama belki de belli başlı sadece bir günahları var: sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlıklarından ötür geri dönemiyorlar.'- Franz KAFKA

Garip bi gece ... Evet ; sabırsız biriyim . Onlarca kez duydum , şimdi kendim yineliyorum ... Sanki hemen ölüvericekmişim gibi hissediyorum , her neyse istediğim şidmi olsun ! Her neyse hissettiğim şimdi hayat bulsun ! Hep de bu yüzden yarım yamalak hayatımdaki her şey ; herkes ... Ben 'yamalağım' ; yarımı arıyorum - sabırsızlıkla !

1 Eylül 2010 Çarşamba

Günaydın !

Her daim sabahlarım ; ama dün sabahki sabah bi başkaydı ! rengi ; wauw cidden çok iyiydi ! gün ışıldamaya başlayınca farkedemedim farkı ; sızlandım - söylendim :
- homur homur ; yine mi doğuyo bu güneş ya :/
neyse ; kalktım mutfağa gittim ; pencereyi bi açtım bi de ne göreyim , grimsi bulutlar ; mis gibi hava kokusu ... bayıldım !
o an mutlu oldum işte ; o an sevdim dünü =) hemen fırına gittim ; sıcak simit aldım ; güzel bi kahvaltı ... derken düşünmeye başladım ; yağmur ! bu saçma mutluluğumun nedeni yağmurdu elbet ama neden ? herkesin çamur / eziyet olarak görüğüyle ben neden mutlu oluyordum ? üstelik bu ilk de değildi ... yağmuru , yağmurlu havayı hep sevmişimdir , peh !
ve buna bi anlam yüklemeye karar verdim , dilime pelesenk olan 'yağmur sevdam' artık bi anlam kazanmalıydı. kendimce bi kaç tez buldum :
1-yağmurlu hava = eve tıkılma ; bi fincan nescafe eşliğinde film keyfi ... bi de yanında sevgilin kucağında kedin ve balkonunda boydan boya camın varsa oh ne ala ! yaşasın romantizm ?
2-yağmur = depresyon ...böle kara kara bulutlar , insanın içini sıkan ; buhranlara iten renk , koku. kimseye gidemezsin , gitmek istemezsin / kimse gelmez , gelmek istemez . otur evde ağla ; bulutlara bak bak ağla ?
3- yağmur = Yağmurun oluşmasında 2 işlem gerçekleşiyor. Yoğunlaşma ve buharlaşma. Güneş ışığının etkisi ile her gün yüz binlerce metreküp su buharlaşarak atmosfere doğru yükseliyor. Ve yükseldikçe soğumaya başlıyor. Öyle biran geliyor ki su buharı işinin çok düşük olduğu bir bölgeye geliyor.
 Soğuk hava katmanına rastlayan buhar tanecikleri havadaki toz parçacıklarına tutunarak su damlaları haline dönüşüyor. Bunlar birleşerek bulutları oluşturuyor. Bu su damlacıklarının yeryüzüne düşmesi yani yağmur oluşturması için belirli bir büyüklüğe gelmesi gerekiyor. Bu da yüz binlerce su damlacığının birleşmesi anlamına geliyor. Yeterli büyüklüğe ulaşınca yerçekiminin etkisiyle yere düşmeye başlıyor. Bütün bu anlattığımız işlemler ise ortalama 8 gün sürüyor.Bir bulutun yarısı yağmur olarak yağar bu da tahminen 30 dakika sürer. Ama bulutlar devamlı oluşursa yağmur günlerce yağar.

 Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, sağanak yağmur yağarken ilk taneler her zaman daha iridir. Bunun sebebi de yağmur damlalarının yeryüzüne inerken soğuk ve nemli hava ile karşılaşmasıdır. Soğuk ve nemli katmandan geçen damlalar buharlaşmadan yeryüzüne inerler. Bu sırada hacim yönünden büyüdükleri gibi havanın nemini de aldıkları için daha da büyürler. Ve sağanak yağmurda ilk taneler daha büyük olur. Arkadan gelen damlalar ise nemi azalmış bir katmandan geçtikleri için ilk tanelerden daha küçüktür.
 Yağmurun yağması için su damlalarının belirli bir büyüklüğe gelmesi gerektiğin söylemiştik. Bu da damlaların birbiri ile birleşmesi ile olmaktadır. Bu birleşme 2 türlü olur. Çarpışma ile birleşme ve kristalleşme ile birleşme.
 1-Çarpışma İle Birleşme:
 Buluttaki su tanecikleri rüzgârın etkisi ile bir oraya bir buraya itilirler. Birbirlerine çarptıkça birleşerek su damlacıklarını oluştururlar. Oluşan su damlacıkları da kümeleşerek su damlalarını meydana getirirler. Bu damlalar belirli bir ağırlığa ulaşınca havadan daha ağır hale gelerek yere yağmur olarak düşerler.
 
 2-Kristalleşme Yolu İle Birleşme:
 Hava sıcaklığı birdenbire düşerse su tanecikleri donarak buz kristallerini oluştururlar. Bu kristaller yere düşerken daha sıcak bir hava katmanının içinden geçer. Burada eriyip yeryüzüne yağmur olarak iner. ?

'Yoldaşlar arar yaratıcı ve hasat arkadaşları: Çünkü ona göre herşey olgun hasat için. Ama yüz orağı yok onun: Bu yüzden yolar başakları öfkeli öfkeli. Yoldaşlar arar yaratıcı, oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcılar denecek onlara, iyi ile kötüyü hor görenler denecek. Hasatçılar ve şenlik edenler onlar halbuki. Kendi gibi yaratıcılar arıyor Zerdüşt, hasat arkadaşları ve şenlik arkadaşları arıyor: Sürülerle, çobanlarla, cesetlerle işi ne Zerdüştün! Ve sen benim ilk yoldaşım, hoşçakal! Ağacının kovuğuna güzelce gömdüm seni, güzelce sakladım seni kurtlardan. Ama veda ediyorum şimdi sana, zira vakit erişti. Bir seherle öbür seher arası yeni bir gerçek ayan oldu bana. '












31 Ağustos 2010 Salı

blog blog hayatım

Kaba Tavuk' a itafen ...

 -  gece gelsem :)

 - len foto çek koy msn ye ya da girince at şimdi bilgisayarda kardeşim var ve sırada babam var. ben gece gelirim . tepki vermiyosun ? ( meal : seni çok seviyorum bebeğim )

 -ilgi dağınıklığı mı var yoksa başkası diye bana mı mesaj atıyosun :D ( meal : benimle ilgilen artık )

- of be kahveye bak  ( meal : kahve yaptım gel içelim )

 - kafamn kaşınıyo ya :D ( meal : ilgi ilgi ilgi ; asla benimle ilglenmiyosun ama ! )

- en son kafam kaşınıyo yazdım neyini anlamadın ki ben de onu anlamadım (meal : anlamadım )

-Harcını yatırdın mı yav erkenmiş sizin bu sene galiba bize göre ders seçicem dediğine göre yoksa hep mi böyle oluyodu bu arada açıköretim kayıtları taa ekimde ( meal : her lafı derim ama senle de ilgilenirim , her halini bilir derdini durumunu sorarım , hıh )



“Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü. İnsanları bir araya getiren, iç dünyalarının boşluk ve tekdüzeliğidir. Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbirinden uzaklaştırır. Sonunda, bir arada var olabilecekleri, nezaket ve görgünün belirlediği ortak noktada buluşurlar.Bu uzaklıkta duramayanlara 'mesafeni koru! ' denir.Bu noktada, çevrenin sıcaklığını hissetme arzusu kısmen karşılanır ama, buna karşılık okların acısı hissedilmez. Kendi iç sıcaklığı çok yüksek olanlar ise, ne sıkıntı vermek, ne de sıkıntı çekmek için, topluluklardan uzak durmayı tercih ederler.”

Schopenhauer’in yazdığı bu bölümün bir kısmı, daha sonra Sigmund Freud’un 1921’de yayınladığı Grup Psikolojisi ve Ego’nun Analizi adlı eserinde dipnot olarak yer bulur. Freud, ana-oğul dışında tüm insan ve grup ilişkilerinde gözlenen çatışmayı açıklamaya çalışırken “Schopenhauer’in ünlü donan oklu kirpi benzetmesindeki gibi, hiç kimse, komşusuna fazla yaklaşmaya katlanamaz” der ve yukarıdaki dip notu verir. Freud’un hayatı boyunca cevapmaya çalıştığı asıl soru, “Çok fazla olması için, ne kadar çok olması gereklidir?” Ne zaman yeter der insan? Ne zaman çizgi aşılır? Hayatta kalma güdüsünün sınırı neresidir?” Oklu kirpi, Freud’u sorularıyla lanetlemiştir.

Bla Bla Bla ...

Singing please, please, please
Come back and sing to me
To me, me

Come on and sing it out, now, now
Come on and sing it out, to me, me
Come back and sing

In my place, in my place
Were lines that I couldn’t change
And I was lost, oh yeah, oh yeah

ahaha , ruh parçalarımdan biri ... şu an fonda çalmakta ; huzur buluyorum resmen bu şarkıda ya ! ruhum kimlik kazanıyo gibi. bi şarkıya ne anlamlar yüklüyorum ya ; ben de insanım işte :S

neyse ; dün çok şey vardı aklımda yazmak için . irademi kaybetmedim ve yazmadım ; şu ansa hiç bişi yok .. pof ; saçma ve gereksiz bi gündü ondan sanırım . ha tabi herkesin harç parasını yatırıp ders seçme telaşında olduğu şu dakilkalarda benim BLOGUMA bi şeyler yazma çabamda takdire şayan bence =)

tam yoğunlaşıp bi şeyler yazmaya başladığım şu anlarda telefonuma 'geliyorum kızılım' diye bi mesaj gelmesi ne hoş ahaha salaaak ya gitti tüm yoğunluk ! (Kızılım = yaklaşık bir saat önce iki kutu bakır kızılı ve bir kutu kumral kızıl saç boyalarını karışltırıp sürdüm kafama; her daim olduğu gibi garip bi renk çıktı ortaya =) olsun ama yine güzelim ; hep güzelim ! )

neyse öyle yani ; ruhum boş şu an ; bi umurasamaz haller var ama du bakalım ... 

30 Ağustos 2010 Pazartesi

bırak bu Rock n Roll u :S

saat 15.00 da hala yatakta debelenmekteydim ; çift kişilik yatağımdaki çift kişiliğim ve tek bedenimle yayılmış yatıyodum . kardeşim son ses katy peryy dinliyodu ; ı kessed a girl laylaylay falan işte ... ya ben bu hatunun sesini seviyorum ; düşündüm  cidden beğeniyorum yani. sonra aklıma geldi ; ben asla rihanna sevmez ve dinlemezken kadının te amo klibine geberiyorum . bildiğin geçip karşısına izliyorum yani ; sonra düşündüm acaba bunlar lezbiyenlik için yeterli kanıtlar mı ? olabilir miyim yani ... 21 yıldır sevgilisi olmamış biri için pek de uzak bi ihtimal olmasa gerek  :S hoş bu alakamı benim iç çamaşırı sevdama da bağlayabilirz ; zira klipteki büstiyerlere bittim . işte artık sen sevgili okurum nereye bağlarsan ...

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Öhöm öhöm !

İşte Geldim Burdayım !
Ne zamandı hatırlamıyorum ; sabaha karşı sanal arkadaşımın benimle ilgilenmek yerine bi blog'a dakikalarca takıldığına şahit oldum . Bu ne cüret! O an içim kin ve nefretle doldu ; benliğimi bi meraktır sardı . Pek sallamıyomuş gibi de görünerek aldım adresi ; şöyle bi göz attım ve tabi ardından hemen bok attım : 'efenim ; bu ne böle ... salak bu kız ; ahaha bunları mı okuyosun ; zamana yazık lan' vb nidalarla.. Gel zaman git zaman ben girip çıkar oldum bu bloog'a ; işin kötüsü sardı , hem de fena sardı ... ve o blog tek olmadı ; onun takip ettikleri ; onun takip ettiklerinin takip ettikleri...Giderek ele geçiriyorlardı zihnimi ; zihnimi ve zamanımı... Artık pasif kalamazdım ; benim de bi blog'um olmalıydı ! da nasıl , ne yazıcaktım ...
Dakikalarca hiç durmadan saçmalama yeteneğine sahip olan ben , nedendir bilinmez , napıcam ne edicem derdine düştüm ... Bi sıkıntılı haller bi buhranlar bi tripler ... 3 hafta falan böyle takıldım ; kaydolmakla olmamak arasında gidip geldim ... Arkadaşlar gazladı ; tam oldu dedim olmadı falan ...Bünyem buna da alıştı bu üç hafta içinde ; pasiftim .. Aktifleşmek ; cıssss ... Sonra bu gün ; muhteşem ev kızı günlerimden olan bu gün ; her zamanki saatimde - 00.00 da oturdum pc karşısına ; iyice sıkılan ruhum 'hassiktirrr be ! ' dedi ; 'yemişim bloğunu kızım ; amma da büyüttün ha ! ulen sen ne dilbazlıklar yapıyosun sanal alemlerde şuraya iki satır çiziktirceksin uzattıkça uzattın ! ahahah sen hele bi yaz ; takip eden olursa çeki düzen verirsin hallerine =) ' dedi ... E ben de ruhuna kulak asan biri olarak ; işte geldim burdayım !