Kaba Tavuk' a itafen ...
- gece gelsem :)
- len foto çek koy msn ye ya da girince at şimdi bilgisayarda kardeşim var ve sırada babam var. ben gece gelirim . tepki vermiyosun ? ( meal : seni çok seviyorum bebeğim )
-ilgi dağınıklığı mı var yoksa başkası diye bana mı mesaj atıyosun :D ( meal : benimle ilgilen artık )
- of be kahveye bak ( meal : kahve yaptım gel içelim )
- kafamn kaşınıyo ya :D ( meal : ilgi ilgi ilgi ; asla benimle ilglenmiyosun ama ! )
- en son kafam kaşınıyo yazdım neyini anlamadın ki ben de onu anlamadım (meal : anlamadım )
-Harcını yatırdın mı yav erkenmiş sizin bu sene galiba bize göre ders seçicem dediğine göre yoksa hep mi böyle oluyodu bu arada açıköretim kayıtları taa ekimde ( meal : her lafı derim ama senle de ilgilenirim , her halini bilir derdini durumunu sorarım , hıh )
“Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü. İnsanları bir araya getiren, iç dünyalarının boşluk ve tekdüzeliğidir. Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbirinden uzaklaştırır. Sonunda, bir arada var olabilecekleri, nezaket ve görgünün belirlediği ortak noktada buluşurlar.Bu uzaklıkta duramayanlara 'mesafeni koru! ' denir.Bu noktada, çevrenin sıcaklığını hissetme arzusu kısmen karşılanır ama, buna karşılık okların acısı hissedilmez. Kendi iç sıcaklığı çok yüksek olanlar ise, ne sıkıntı vermek, ne de sıkıntı çekmek için, topluluklardan uzak durmayı tercih ederler.”
Schopenhauer’in yazdığı bu bölümün bir kısmı, daha sonra Sigmund Freud’un 1921’de yayınladığı Grup Psikolojisi ve Ego’nun Analizi adlı eserinde dipnot olarak yer bulur. Freud, ana-oğul dışında tüm insan ve grup ilişkilerinde gözlenen çatışmayı açıklamaya çalışırken “Schopenhauer’in ünlü donan oklu kirpi benzetmesindeki gibi, hiç kimse, komşusuna fazla yaklaşmaya katlanamaz” der ve yukarıdaki dip notu verir. Freud’un hayatı boyunca cevapmaya çalıştığı asıl soru, “Çok fazla olması için, ne kadar çok olması gereklidir?” Ne zaman yeter der insan? Ne zaman çizgi aşılır? Hayatta kalma güdüsünün sınırı neresidir?” Oklu kirpi, Freud’u sorularıyla lanetlemiştir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder