24 Eylül 2010 Cuma

evimdeyim - düşünmüyorum - yaşıyorum - düşünüyorum - yazmıyorum ...

16 Eylül 2010 Perşembe

Kusucam , bööö

Midem fena bulanıyo , ah şu lanet alkol :/ içip içip sarhoş olmuyosun ama bütün biyolojik yükü çekiyosun. bari bi kaç tribe gidip tadını çıkarsam ama nerdeee ...
Neyse ; dün gece ilk bir buçuk şişe viski deneyimimi yaşadım ! İçmek için ne derdim var ne de tasam ; benimki dertsizlikte hocam ah ah =) Bi muhabbet de yoktu ha , ulen mal mal içmişiz apaçiler gibi =) ahahaha =) Kustum , midem hala bulanıyo , kusabilirm ...
İçtim , pişmanım . Bi daha yapmamayı düşünüyorum .

Dip not : Kurban olayım ben şaraba ya ; oh içiyosun içiyosun ne miden bulanıyo ne de kusuyosun ! valla temiz iş .

özetle ; beni sıkıştırıp durma hashüs ! Midem kötü , biyolojik reaksiyonlarım rahatsızlık verici ; yazmıycam bişi .

      - BİTTİ -

Ha bi de , baktım şimdi alkol kaynaklı mide bulantısı diye hiç bi tıbbı veriye ulaşamadım ; gayet lakayık bi şekilde forum yazıları sıralandı önüme . cık cık cık olmadı google , esefle kınadım seni şu an ! Hakkıyla yapamıyosan piyasada yer işgal etme ; lütfen .

14 Eylül 2010 Salı

başlıkmaşlıkyok

lover lover lover come backt to me , yes ı am lover lover lover come back to me ... kulakta leonard cohen'le geceye eşlik etmek gibisi yok ...

hı hı evet ; gece güzel tabi , en huzur bulduğum ama en de huzursuz olduğum :S

- evet ya hep boktan şeyler zaten ; siktir kızım ya hep boş şeylerle uğraşıyosun . bi doldur lan
 şu hayatını bi doldur zihihihi =)

hö ? salak ; nesi var. tamam istediğim kadar verimli geçmiyo olabilir ama düşünüyorum ! sende o da yok , bok ahhaa

-bunu dedin ezdin mi şimdi beni ? kikikiiiki düşünüyomuş ? ne düşünüyosun allahsen söle len ne he ?

şimdi burdan açıklamak istemiyorum , biliyosun planları aq ne zorluyosun ya !

- geeeç ; e başka =)

hmm ; şu an buna odaklı hissediyorum kendimi ama başka şeyler de var tabi. bu gün kendimi düşündüm yine ; kişiliksiz miyim yoksa çok kişilikli miyim die ? afalladım ; bulamadım len ben neyim  :D ahaha

-bi bok değilsin  ; ahhaha sorununda bu . aslında senin sorunun da yok len , kendini var sanıyosun ; aslında sen de yoksun ; varsan da boksun ! ahhaha ; len 21 yıldır tanıyorum seni , ne ara bu kadar kendini düşünür oldun sen ?

bilmiyorum ki ; üniversiteye gidince sanırım . evet evet öyle ; evet ya her şeyi kendi üzerimden anlatır hep kendimden pay biçer ya da çözmeye çalışır oldum :S

-bi bok yaptığında yok da işte öle dolanıyosun ortada ; iki kitap oh ne ala  kikikiiki ezdim seni farkında msın ? =) ahha farkedemezsin şimdi sen bi de ; malum hep ben eziyorum diye geziniyosun ya :D puahhaha

niye ya , eziyorum ama =) ahah biliyosun ; cahil cesareti , şuursuz özgüven . hepsi fazlasıyla mevcut !  ayrıca cidden eziyorum ; ezdirmeyin abi ! =)

11 Eylül 2010 Cumartesi

Ellerim morardı ; teşekkürler Kerem TUNÇERİ !

Dün pastamsı bişiler yapayım dedim , oburluk bu ya gecenin bi vakti kalktım işe koyuldum . Derince bi kaba ;
-şeker
-yağ
-un
-2 yumurta
-süt
-nescafe
-kakao
-yoğurt
-azıcık limon rendesi
-alabildiği kadar un

koydum , başladım karıştırmaya . Eksik var tabi ki , dolapta bulamadığım kabartma tozu. Önemsemedim ; alt tarafı kabarmaz diye düşündüm . Yani kabartma tozu , buncaaa malzeme koymuşken bi o yok diye kek keklikten çıkıcak değil ya ! Ben bu düşünceler eşliğinde karıştırdıkça karıştırdım muhteşem hamurumu , yağladığım tepsiye dikkatlice döktükten sonra önceden ısıtılmış fırına sürdüm . Bi yandan muzlu puding - dolapta muzlu vardı ; onu yaptım . başka bi anlam yüklemeyiniz - yaparken bi yandan da keki düşünüyorum , evet evet çok güzel olucak . Annemi eve geldiğinde harkulade bi pastamsıyla karşılıycam ! Neyse ; puding oldu , bi gözüm kekte . evet kabarmıyo ama sorun yok gibi ; yani kabarmadan da pişebilir bence . dakikalar ilerledikçe kek sararmaya , sararıp solmaya başladı . hala umutluydum ama ... yavaşça açtım fırını , elimdeki küçük çatalı bi umut batırdım keke ve pof ! hamurdu ; kenarları yanmaya başlamıştı ; sararmıştı  ama bildiğin lapaydı , hamurdu , yenmezdi . umursadım  mı , hayır =) hemen çıkardım ; bi bardak süte bi nescafeyi boca ettim ; boşalttım tepsiye . bunu yaparken nasıl bi şuursuzluk içindeydim , ne düşlemekteydim bilmiyorum . yumuşar ; nescafeyle pişer falan mı sandım acaba ? iyi de hamurdu ve fazlasıyla yumuşaktı zaten :S neyse...
yetti mi ; hayır tabiki de . tam gaz devam , tuttum pudingi de bu kekimsinin üzerine döktüm ; sanki cidden şahane bi kekim var ya güzelce yaydım , dolaba koydum. Sonrasında da cidden beklemeye başladım ! pastamsım donucaktı ve ben afiyetle yiycektim ! Dakikalarca bekledim , saate baka baka . arada gittim kontrol ettim ; ve donduğu an bi bıçak aldım , düzgünce kestim . bi servis tabağına güzelce yerleştirdim ve hemen tv karşısına kuruldum. bi çatal aldımm ... ve bıraktım ! cidden kötü olmuştu , iğrenç.. hiç bozuntuya vermedim ; kalktım mutfağa gittim . tabağı ve tepsiyi çöpe boşalttım . Bulaşıkları yıkadım ve hiç bi şey olmamış gibi tv karşısına tekrar geçtim . her ne yapmaktaysam devam ettim ...
bunları yaparken yalnızdım ; kendimi kandırmaktaydım . görüp görmezden geldim ; sadece pastamsı yapmak istemiştim ; yapmıştım da ! gerisi boştu ... sırf istedim diye yaptım , tadı ya da yenebilir olması umrumda değildi ... tüm evresini yaşamıştım yaparken , güzel bi kek yapsam da aynı evreler olucaktı . fazlasını yaşatmıştım hatta kendime : 'olucak mı' heyecanı ... üstelik bana yeni şeyler de öğretmişti ; mesela kabartma tozu meğer ne işlevselmiş . istersen dünyanın malzemesini koy , o yoksa kek de yok :S vay be , hala düşünüp şaşıyorum ; yani keki kek yapan aslında kabartma tozuymuş !

işte böyleyim , hayatımın özeti yapamadığım pastamsı keki ! bu kadar kör ; bu  kadar cahil ; dolaptan soda almıycak kadar dik başlı ve bildiğini okuyan bi tipim ...ha bi de kendini kandırmakta üstüne olmayan ;)

her daim ders alan ama her daim de aynı heycanı arayan ...

10 Eylül 2010 Cuma

Mumlar var ; mumları yak .

İzmir ; izbe şehir pırt ! ahaha seviyorum orayı ya ; büyük şehir seviyorum ben abi ! her an bi kaybolma duygusuyla dolanmak gibisi var mı ya ; peh ...Bi de buna yeni heycanlar katıyosan ,  yeni kişilikler - yeni bilinmezler . Bunca bilinmez arasında hala nasıl bu kadar rahat ve umursamaz dahası cesaretli oluyorum bilmiyorum :S cidden cahil cesareti ya ! e hayat monoton , renk katıyorum fena mı ya =)

Gittim , gezdim , gördüm , geldim ... Mesela ben en çok bi caddede boş boş dolanmayı severim ya ; böle umursızca bazen çarpa çarpa bazen sinerek ; buna deniz eşlik edince daha bi sevdim onu farkettim . Böle balonlar var ya denizde ; o gün vuran eden de yoktu ahah güldüm ona baya bi =) nedense ; sadece bi balon neden güldüysem ? Ha ; şeyi düşünmüştüm ; acaba bu ak saçlı ak sakallı amca tek tek üfleyerek mi şişirdi bunları yoksa bi makinası bi şeyi var ya onunla mı diye :S  yani üfleyerek şişrdiyse cidden emek işi yav ; geliyosun 'BaM' diye diğer gazlara karıştırıyosun adamın nefesini ; değer yani vericeksin parayı . ama yok makina yapıyosa o işi ; yok sevmem. kapitalizmin gözü kör olsun ! -adam da komik bi tipti ; tam türk ! nerde görsem 'bu bizden' derim yani , öle bi şekil  kikihkihkhi -

İlk tutkusunda kadın aşığını sever; ondan sonrakilerde ise sevdiği hep aşktır. -Byron
İzmir' e istinaden : Hep ilk tutkumu seviyorum ben; aşkla aram yok ;) öğrendim artık ...

8 Eylül 2010 Çarşamba

Hepsi geçiyo yaaa ... :S

noldu ?
yine hiç bişi ... sanırım bu 'cahilcesareti' hallenmelerine son vermem lazım ...

ya da keyfini sürmeliyim , bilemedim şimdi ...sonrasındaki hayal kırıklığı mı öncesindeki heycan mı daha cezbedici çözmem lazım ; şş hayal kurmuyorum ki :S elimde kalan sadece ve sadece  heycan mı yani =) yuppiii !

the end...

2 Eylül 2010 Perşembe

Ne var !?

'İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet'ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ama belki de belli başlı sadece bir günahları var: sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlıklarından ötür geri dönemiyorlar.'- Franz KAFKA

Garip bi gece ... Evet ; sabırsız biriyim . Onlarca kez duydum , şimdi kendim yineliyorum ... Sanki hemen ölüvericekmişim gibi hissediyorum , her neyse istediğim şidmi olsun ! Her neyse hissettiğim şimdi hayat bulsun ! Hep de bu yüzden yarım yamalak hayatımdaki her şey ; herkes ... Ben 'yamalağım' ; yarımı arıyorum - sabırsızlıkla !

1 Eylül 2010 Çarşamba

Günaydın !

Her daim sabahlarım ; ama dün sabahki sabah bi başkaydı ! rengi ; wauw cidden çok iyiydi ! gün ışıldamaya başlayınca farkedemedim farkı ; sızlandım - söylendim :
- homur homur ; yine mi doğuyo bu güneş ya :/
neyse ; kalktım mutfağa gittim ; pencereyi bi açtım bi de ne göreyim , grimsi bulutlar ; mis gibi hava kokusu ... bayıldım !
o an mutlu oldum işte ; o an sevdim dünü =) hemen fırına gittim ; sıcak simit aldım ; güzel bi kahvaltı ... derken düşünmeye başladım ; yağmur ! bu saçma mutluluğumun nedeni yağmurdu elbet ama neden ? herkesin çamur / eziyet olarak görüğüyle ben neden mutlu oluyordum ? üstelik bu ilk de değildi ... yağmuru , yağmurlu havayı hep sevmişimdir , peh !
ve buna bi anlam yüklemeye karar verdim , dilime pelesenk olan 'yağmur sevdam' artık bi anlam kazanmalıydı. kendimce bi kaç tez buldum :
1-yağmurlu hava = eve tıkılma ; bi fincan nescafe eşliğinde film keyfi ... bi de yanında sevgilin kucağında kedin ve balkonunda boydan boya camın varsa oh ne ala ! yaşasın romantizm ?
2-yağmur = depresyon ...böle kara kara bulutlar , insanın içini sıkan ; buhranlara iten renk , koku. kimseye gidemezsin , gitmek istemezsin / kimse gelmez , gelmek istemez . otur evde ağla ; bulutlara bak bak ağla ?
3- yağmur = Yağmurun oluşmasında 2 işlem gerçekleşiyor. Yoğunlaşma ve buharlaşma. Güneş ışığının etkisi ile her gün yüz binlerce metreküp su buharlaşarak atmosfere doğru yükseliyor. Ve yükseldikçe soğumaya başlıyor. Öyle biran geliyor ki su buharı işinin çok düşük olduğu bir bölgeye geliyor.
 Soğuk hava katmanına rastlayan buhar tanecikleri havadaki toz parçacıklarına tutunarak su damlaları haline dönüşüyor. Bunlar birleşerek bulutları oluşturuyor. Bu su damlacıklarının yeryüzüne düşmesi yani yağmur oluşturması için belirli bir büyüklüğe gelmesi gerekiyor. Bu da yüz binlerce su damlacığının birleşmesi anlamına geliyor. Yeterli büyüklüğe ulaşınca yerçekiminin etkisiyle yere düşmeye başlıyor. Bütün bu anlattığımız işlemler ise ortalama 8 gün sürüyor.Bir bulutun yarısı yağmur olarak yağar bu da tahminen 30 dakika sürer. Ama bulutlar devamlı oluşursa yağmur günlerce yağar.

 Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, sağanak yağmur yağarken ilk taneler her zaman daha iridir. Bunun sebebi de yağmur damlalarının yeryüzüne inerken soğuk ve nemli hava ile karşılaşmasıdır. Soğuk ve nemli katmandan geçen damlalar buharlaşmadan yeryüzüne inerler. Bu sırada hacim yönünden büyüdükleri gibi havanın nemini de aldıkları için daha da büyürler. Ve sağanak yağmurda ilk taneler daha büyük olur. Arkadan gelen damlalar ise nemi azalmış bir katmandan geçtikleri için ilk tanelerden daha küçüktür.
 Yağmurun yağması için su damlalarının belirli bir büyüklüğe gelmesi gerektiğin söylemiştik. Bu da damlaların birbiri ile birleşmesi ile olmaktadır. Bu birleşme 2 türlü olur. Çarpışma ile birleşme ve kristalleşme ile birleşme.
 1-Çarpışma İle Birleşme:
 Buluttaki su tanecikleri rüzgârın etkisi ile bir oraya bir buraya itilirler. Birbirlerine çarptıkça birleşerek su damlacıklarını oluştururlar. Oluşan su damlacıkları da kümeleşerek su damlalarını meydana getirirler. Bu damlalar belirli bir ağırlığa ulaşınca havadan daha ağır hale gelerek yere yağmur olarak düşerler.
 
 2-Kristalleşme Yolu İle Birleşme:
 Hava sıcaklığı birdenbire düşerse su tanecikleri donarak buz kristallerini oluştururlar. Bu kristaller yere düşerken daha sıcak bir hava katmanının içinden geçer. Burada eriyip yeryüzüne yağmur olarak iner. ?

'Yoldaşlar arar yaratıcı ve hasat arkadaşları: Çünkü ona göre herşey olgun hasat için. Ama yüz orağı yok onun: Bu yüzden yolar başakları öfkeli öfkeli. Yoldaşlar arar yaratıcı, oraklarını bilemesini bilen yoldaşlar. Yıkıcılar denecek onlara, iyi ile kötüyü hor görenler denecek. Hasatçılar ve şenlik edenler onlar halbuki. Kendi gibi yaratıcılar arıyor Zerdüşt, hasat arkadaşları ve şenlik arkadaşları arıyor: Sürülerle, çobanlarla, cesetlerle işi ne Zerdüştün! Ve sen benim ilk yoldaşım, hoşçakal! Ağacının kovuğuna güzelce gömdüm seni, güzelce sakladım seni kurtlardan. Ama veda ediyorum şimdi sana, zira vakit erişti. Bir seherle öbür seher arası yeni bir gerçek ayan oldu bana. '